Hangi durumlarda hacamat yapılmaz?

Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp doktoru Dr. Mehmet Tunç RadyoNet’e konuk oldu.

“Geleneksel tıp eşittir doğal.”

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıbbın içeriğini anlatan Tunç, “Tamamlayıcı tıp; koruyucu hekimlik ve tedavi olma noktasında günümüz metotlarını kullanmaktan ziyade geleneksel metotları kullanmaktır. Bu da günümüzde böyle sistematikleştirerek, kanunlaştırarak ortaya konulmuş şekli ile ‘getat’ adı altında toplanmış ve Sağlık Bakanlığı'nın da kabul ettiği, bazı devlet hastanelerinde de uygulaması yapılan bir teknik. Çeşitli birimler var; en çok bilineni kupa terapi dediğimiz hacamat. Ayrıca, hirudoterapi dediğimiz sülük uygulamaları, ilaç tedavisi, fitoterapi dediğimiz şifalı bitkiler ile tedavi. Kas iskelet sistemi hastalıkları gibi rotasyonel hastalıklar, omurga rahatsızlıkları ve dirsek bilek rahatsızlıkları gibi hastalıkları, geleneksel metotlar ile tedavi etmektir. Geleneksel tıp eşittir doğal diyebiliriz. Gerek devlet eliyle gerekse özel sektör eliyle en büyük yatırımlar sağlık alanında oluyor. Hastaneler gelişiyor fakat hastalıklarda gelişiyor. Bunu gelişen teknolojinin gelişen sosyal hayatın getirdiği dezavantaj olarak düşünebiliriz. Hastalık kaderdir ama bu kaderi biz belirliyoruz.”dedi.

“Koruyucu hekimlik, hastalıklara karşı önlem almaktır.”

Koruyucu hekimliği tanımlayan Tunç, “Koruyucu hekimlik hastalanmadan önce oluşabilecek hastalıklara karşı önlem almaktır. Hastalanmamak, metabolizmamızı doğru kullanmak, beslenmemize dikkat etmek vb. tüm bunlara koruyucu hekimlik diyebiliriz. Koruyucu hekimliğin belirli periyotlarda kontrolleri olması gerekiyor. Hacamat, çekap, sülük  yöntemlerini tercih edebilirsiniz.” ifadelerini kullandı. 

 

Hastalanmadan önce sağlığımızı korumayı biliyormuyuz? 

 

Dr. Mehmet Tunç bu soruya cevaben, “Maalesef şu anda bilmiyoruz. Yani sağlığımızı korumayı bilmekten ziyade su içmeyi  biliyormuyuz? Beslenmeyi biliyormuyuz? Biz besleniyormuyuz? Mide kabımızı mı dolduruyoruz? Mesela çocuğumuzu nasıl besleyeceğimizi biliyormuyuz? Çocuğa kaç aylıkken yemek vermeliyiz, ne vermeliyiz bilmemiz gerekiyor. Her insanın bir anatomisi vardır. Zaten doğumla birlikte bu mizaç biz de oluşmaya başlıyor. Şayet dış etkenlerden kaynaklanarak benim mizacım değişmiyorsa, ben canımın istediği herşeyi yiyebilirim. Çünkü bana fayda sağlar. Fakat yapay gıdalarla damak tadımızı, sistemlerimizi bozuyoruz. İnsan tek bir sistem değil. Birçok sistemden yaratılmış. Dolayısıyla sindirim sistemimiz, dolaşım sistemimiz gibi sistemlerimizi bozmaya başlıyoruz.

Bu gıdaları yediğimizde vücudumuzda metabolik atıklar ve toksik birikintiler oluşmaya başlayacak. Sonra, çeşitli ağrılar baş gösterecek. Bu birikintileri vücut dışarı atamıyorsa ne yapacak? En uygun yerler eklemler. O bölgedeki kan akışı yavaşlamaya başlayacak. Bu sefer eklem romatizması, doku romatizması olur. Maalesef bu tuzaklardan kurtulabilmek çok zor. O yüzden geleneksel tıp çok önemli, çünkü bu temizlikleri ancak hacamat ya da sülük ile yaparsınız.” dedi.

 ‘Hastalık çok yemektir.’ ‘Tedavi az yemektir.’

 Hastalıkların neden oluştuğunu ve tedavinin ne olduğunu açıklayan Tunç, “Bütün hastalıkların ana nedeni beslenme şeklimizdir. Biz bir şeyler yiyerek besleniyoruz. Biz beslenme ihtiyacı hissetmeden yaşayabilseydik, sadece havanın içindeki etken maddelerden besleniyor olabilseydik, travmalar, kazalar ve yaralanmalar haricinde hastalanmamız mümkün olur muydu? İbni Sina’ya soruyorlar,i tedavi nedir? ‘Tedavi az yemektir.’ diyor. Peygamber efendimize, Hastalık nedir? diye soruyorlar,  ‘Hastalık çok yemektir.’ diyor.” dedi.

 

Nasıl beslenmeli, ne yemeliyiz?

Neler yiyebileceğimize net bir dille yanıt veren Mehmet Tunç, ““Canımız ne istiyorsa yiyeceğiz ama mizacımızı koruyabiliyorsak. Geleneksel tıpta haşır neşirsek. Bunun bilincindeysek. Çünkü o zaman canımız doğru şeyler istiyor.  Bunu test etmiş, yıllardır uygulamış ve kendisinde olumlu etki görmüş hastalarımız var.” dedi.

 

“Bir insan için iki öğün yeterlidir.”

Her besinden yemenin yarardan çok zarar vereceğini vurgulayan Tunç, “Ne kadar çok çeşit, ne kadar fazla yersek o kadar iyi beslendiğimizi düşünüyoruz.  Bu hastalıkların sebebidir. Sabah kalktık ne yiyeceğiz? Şayet mizacımızı yani bedenimizi tanıyorsak. Bizi rahatsız etmeyen şeylerden, yeterince, tek çeşit ve beslenme kurallarına riayet ederek sabah kahvaltısı ve akşam yemeği yiyebiliriz. Bir insan için iki öğün yeterlidir.  Öğlen yemeği bedenimizi ağırlaştırır. Salata ve yoğurt gibi yardımcı yiyecekleri her zaman yiyebiliriz. En önemli nokta, öğlen vakti pişirilmiş yemek yememek.” dedi.

Hacamat nedir?

Hacamatın tanımını yapan ve neden yapılması gerektiğini anlatan Tunç, “Hacamat, en kısa tanımıyla kan temizliğidir. Kan aldırma ile aynı şey değil. Çünkü siz kan verdiğinizde, bedenin kullandığı temiz ve kullanılabilir kanı veriyorsunuz ama hacamatta o şekilde değil. Vücutta önceden bahsettiğimiz sebeplerden dolayı kanda ağırlaşma olur, metabolik atıklar toksik birikintiler çoğalır. Bunlar bir müddet sonra bir yerde birikir. Kılcal ve ince damarlarımız venöz dolaşım da yani kalbe geri dönen kandaki birikintiler, buralarda takılır kalır ve kısmen temizlenmiş kan kalbe gider. Birikintiler beslenmemize bağlı olarak birike birike bir süre sonra ilgili lokasyonda bulunan organlarda rahatsızlıklara sebep olur.  İşte hacamat, bunları ufak çizikler ile insizyon yaparak, vakumlayarak burayı açmadır. Yani kılcal, ince damarlarda biriken birikintileri emme metoduyla alıp atmıyoruz. Böylece dolaşım düzeliyor. İlgili organlara daha fazla kan gidiyor ve kanlanma artıyor. Hacamattan sonra damarlar açıldığı için, uç noktadaki bir hücreye daha doğru, daha engelsiz bir şekilde bu protein molekülleri hücrelere giderek besler. İlgili organlarda hasarlar, sıkıntılar, rahatsızlıklar varsa onların da tedavi olmasını, ciddi manada destekliyor. Yani hacamat ile tedavinizi hızlandırırsınız. Bazı noktalarda ise hacamat tek başına tedavi metodudur. Hacamatın ilk gözle görülür etkilerinden bir tanesi de bağışıklık sistemini güçlendirmesi. İlla bir hastalık olmasına gerek yok. Aslında belirli periyotlarda hacamat yaptırmamız da fayda var.”dedi.

Bebeklere hacamat yapılır mı? Hacamatın üst yaş sınırı nedir?

En çok tartışılan konu bebeklere hacamat yapılmasıdır. Bu konuyu gündemine alan Tunç, “Yenidoğana da yapılabilir. Bunu kabul edenler de etmeyenler de var ama  eski kayıtlara baktığınız vakit Osmanlı'da da yenidoğanlara mutlaka hacamat yapılıyormuş. Eğer bebek gazlı ise hacamat rahatlatıyor. Aslında sezeryanla doğma ve çocukların yeterince emmemesi gibi durumlarda çocuğa hacamat yapmak gerçekten faydalı. Yeni doğan çocuğa ilk 15 günlük süre içinde şayet doğru hacamatlar yapılırsa bu çocuklar ilk önce alerji ve astımdan korunur . Zaten en fazla iki noktaya yapılıyor.  Özellikle sezeryanla doğan bebeklerin tamamına hacamatı şiddetle tavsiye ediyoruz. Üst yaş sınırı ise yaşlının postürüne bağlı. Yani yaş sınırı kişiye göre belirlenir. Hekimin kararıyla 60'a da yapılır 80'e de yapılır.” dedi.

Hangi durumlarda hacamat yapılmaz? 

Bazı hastalıklarda ve dönemlerde hacamatın yapılmaması gerektiğini özellikle vurgulayan Dr. Mehmet Tunç, “Bayanların regl dönemlerinde hacamat yapılmaz. Çünkü hacamat, iç kanamalar da dahil bütün kanamaları durdurur. Regl kanaması durmayan bayanlara hekim kontrolünde hacamat tavsiye edilebilir. Kesinlikle hekim kontrolünde ve nedenleri araştırılarak yapılması lazım. Organ nakli yaptırmış insanlara hacamat yapmamakta fayda var. Yapmak zorundaysak da yine çok kontrollü bir şekilde hekim kontrolünde yapılması lazım. Bir de diyaliz hastalarına hacamat yapılmaz.” dedi. 

Hacamatın belirli günleri, ayları var mı? 

Hacamatın özel günleri olup olmadığını açıklayan Tunç, “Hacamatı her zaman yapabilirsiniz. Tavsiye edilen günler var ama onun haricinde her gün  yapılabilir. Acil durumlarda yapmanız gerekir. Hasta geri çevrilemez. Belki geri çevirmek daha sıkıntılı sonuçlar yaratabilir. Bu uygulama bir sünnet uygulama olduğu için sünnet amaçlı, koruyucu hekimlik adına, acil olmayan durumlarda ve tedavisi devam eden bir hastaya hacamat yapacaksanız; Hicri günlere dikkat etmelisiniz. Ayın hareketleri, duruşu, gelgit olayları ve suların kabarması bunlar denizleri etkilediği gibi insan bedenini de etkiliyor. Belli günlerde hacamat yapılmamasının sebebi aslında şudur: o günlerde kanamayı durduramayabilirsiniz.  Ya da hemofili gibi bir yatkınlık varsa bu dönemlerde kanamayı durdurmak için daha fazla zorlanırsınız. Şartlar uygunsa bu hacamat günlerine riayet etmek lazım. Hicri 13, 14, 15’te ve gün olarak çarşamba, cuma ve cumartesi günleri hacamat yapılmaması gerekir. Bazı kaynaklar cumartesi günleri de yapabilir diyor.” dedi.

 “Hacamatın kesinlikle merdiven altı yapılmaması lazım.”

Hastalara neye göre hacamat yapıldığını söyleyen Mehmet Tunç, “Bize gelen hastalara herhangi bir hastalığı olup olmadığını, kullandığı ilaç varsa içinde kan sulandırıcı türünde, ihtiva eden maddeler var mı veya salisilat grubunu içeren ağrı kesiciler var mı, bunlara bakarak uygulamaya karar veriyoruz. Yani hacamatın kesinlikle merdiven altı yapılmaması lazım. İşlemi bir hekimin yapması lazım.” dedi.

Hacamatın öncesinde ve sonrasında nelere dikkat edilmeli? 

Hacamat öncesi ve sonrasında dikkat edilmesi gereken hususları anlatan Tunç, “Hacamat kan üretimini tetikliyor.  Aynı zamanda kemik iliği, dalak ve karaciğeri uyarmış oluyor.  Yani kapasitesini artırıp, normalden daha fazla çalıştırmaya başlıyor. Bunlar da zaten kan üretiminde görevli üç unsur. Hacamat öncesinde hayvansal gıda tükettirseniz bu gıdanın 2. sindirim dediğimiz yani karaciğerde olan sindirim 5-6 saat sürebiliyor. Yani sindirim devam ediyor. Vücut başka bir iş yaparken aynı anda o işide yapmaya çalışıyor. Dolayısıyla hacamatın 6 saat kadar öncesinde hayvansal gıda tüketmemek, mümkünse aç olmak gerekir. 

Hacamat sonrası yapılmaması gereken şeyler ise, ilk 24 saat içerisinde hayvansal gıda tüketmemek, 24 saat banyo yapmamak yani o bölgeyi ıslatmamak, ilk 3 saat uyumamak, çünkü uyuduğumuzda metabolizmamız yavaşlıyor. İlk 3 saat hiçbir şey tüketmemek gerekir.” ifadelerini kullandı.

“İnsanlar, geleneksel tedavilere önyargılı bakmasınlar.”

“Geleneksel tedavi konusu çok geniştir.” diyen Dr. Mehmet Tunç , “Siz beslenirken aynı zamanda kendinizi tedavi edebilirsiniz. Yedikleriniz ilacınız olsun. Artık manuel terapi uygulamaları ve bel, boyun fıtıkları, omurga sistemi rahatsızlıkları hepsi ayrı ayrı konular. İnsanlar geleneksel tedavilere önyargılı bakmasınlar. Gelsinler doğru insanlardan, doğru şekilde öğrensinler. Bütün bunların kocakarı uygulamaları olmadığını, bunların temelinde çok ciddi bilimsel tekniklerin yattığını araştırsınlar. Biraz haşır neşir olsunlar ki özellikle beslenmeye dönük tuzakların olduğu günümüzde, hacamat, sülük ve geleneksel yaşamla tanışsınlar. Vücudumuzu temizlemeyi bir görev edinmek lazım. Bunun içinde en doğru adresler geleneksel ve tamamlayıcı tıp merkezleridir.” diyerek sözlerine son verdi.

 

22 Şubat 2019 , Cuma

Siz de yorumlarınızı yazınız

Adınız :
E-Posta :
Mesajınız :
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

Çok Okunan Haberler


İlgininizi Çekebilecek Haberler


Son Yorumlananlar