Medela Life Psikolog Nilüfer Yolver Elibol RadyoNet’e konuk oldu.

“Sınav kaygısı gerçekçi olmayan beklentilerdir.”

Nilüfer Elibol kimdir?

Elibol kendisini, “İstanbul Bilim Üniversitesi Psikoloji bölümü 2016 mezunuyum. Daha sonra özel öğretim okullarında, anaokullarında ve çocuklara yönelik bir İngilizce kursu verilen kurumda çalıştım. İstanbul Çapa'da afazi hastalarıyla birlikte çalıştım. İstanbul Adliyesi'nde suça sürüklenen çocuklar ile çalıştım. Şu anda aile danışmanlığı eğitimi alıyorum ve Medela Life’da da hasta kabulümüz devam ediyor.” ifadeleriyle anlattı.

“Günümüzde toplumlar genellikle başarı odaklı.”

Nilüfer Elibol kaygıyı, “Günümüzde toplumlar genellikle başarı odaklı. Dolayısıyla bireyler sosyal ortamlarda değerlendirilmeye maruz kalıyor. Bu da kaygıyı yaratan temel faktör olarak karşımıza çıkıyor. Bu değerlendirmelerden bir tanesi de sınavlar. Aslında eğitim hayatımızın her basamağında bir şekilde yeteneğimiz ve performansımız doğrultusunda sınanıyoruz. Bu yüzden öğrenciler üzerinde başarı odaklı zorlayıcı bir tutum sergileniyor. Bu da stres ve kaygı ile birleşerek sonuçlanıyor. Bu duygusal, mesleki ve akademik anlamda kişiyi etkiliyor.”diyerek açıkladı.  

“Orta düzey bir kaygı öğrenmeyi kolaylaştırır.”

Elibol, kaygının kişiler için iyi bir şey mi yoksa sakıncaları var mı? sorusuna, “Kişiler daha çok sosyal ortamlarda, ilk defa girdiği ortamlarda ve herhangi bir iş yaparken performansını göz önüne alarak kaygı yaşayabiliyor. Orta düzey bir kaygı öğrenmeyi kolaylaştırır. Bizi yapacağımız iş konusunda motive eder ve o işi yapmaya yönelten faktörler arasında yer alır. Bunun yanında düşük kaygı veya çok yüksek kaygı istenilen bir şey değil.” diyerek açıklık getirdi.

“Ebeveynin ve öğretmenlerinin beklediği en mükemmeli ve en iyisidir.”

Nilüfer Elibol, Kaygı başarısız insanlar için mi yoksa başarılı insanlar için mi tehlikeli? sorusunu, “Kaygı oluşmasının birçok nedeni var. Örneğin, ebeveynin veya eğitim verenlerin çocuktan beklentisinin çok yüksek olması. Ebeveynin ve öğretmenlerinin beklediği en mükemmeli ve en iyisidir. Fakat, öğrencinin potansiyeli buna uygun olmayabilir. Dolayısı ile bu da kişi üzerinde ekstra bir endişe durumu yaratabilir. Bazen kişinin kendi kişilik yapısı önemli olmaktadır. Yani öğrenci endişeye yatkınsa, en ufak bir sınav ya da bir sözlü de bile o kişi endişelenir. Sınavlar ve sonuçları ile ilgili yine olumsuz beklentiler ve olumsuz düşünce kalıpları nedeniyle kaygı oluşabilir.”diyerek cevapladı.

 “Kaygının oluşma sebepleri arasında; hatalı ders çalışma ve zamanı etkili kullanamama önemli etkenlerdir.”

Elibol, kaygının oluşum nedenlerini ve kaygıyı tetikleyen olayları, “Kaygının oluşma sebepleri arasında; hatalı ders çalışma ve zamanı etkili kullanamama önemli etkenlerdir. Aslında kaygıyı arttıran en önemli sebeplerden biri öğrencilerin sınavların bir süreçten oluştuğunu unutmasıdır ve sınava son zamanlarda çalışmalarıdır. Bu noktada bu ertelemeyi yapmamaları gerekiyor. Zamanı etkili kullanmalılar. Dersi derste dinlemek ve derse katılım çok önemli. Öğrenci dersten çıktıktan sonra 5 dakika boyunca işlenen konuyla alakalı tarama yapıp o bilgilerin biraz daha kalıcı olmasını sağlayabilir. Ondan sonraki süreçte zamanı etkili kullanmak ve programlı çalışmak çok önemli. Programsız olunması kaygı düzeyini ve olumsuz düşünceleri artırabilir.  Ayrıca çalışması gereken zamanda çalışmamaya itebilir. Öğrenmeye engel olan başka sorunların varlığı olabilir. Bunlar, dikkat eksikliği, depresyon, ailesel sorunlar ve kişisel problemler olarak ortaya çıkabilir. Tüm bu etmenler sınav sürecinde kaygıyı artırabilecek maddeler arasında yer alır.” sözleriyle dile getirdi.

Kaygının yarattığı davranışsal belirtiler

Kaygının yarattığı davranışsal belirtileri açıklayan Elibol, “Davranışsal belirtiler; sınavlardan kaçınma, sınanmaktan kaçınma, bahanelerle sınava girmeme, sınav sırasında donakalma ve bazı öğrencilerin de sınava dair hiçbir şey yapmamasıdır. Kişinin kendini gözlemlemesi, sınav sırasında, sınav sonrasında ve sınavın öncesinde neler yaşadığını, neler hissettiğini gözlemlemesi çok önemli.” dedi.

“Sınav kaygısı gerçekçi olmayan beklentilerdir.”

Sınav sürecinde öğrencilerde sıklıkla karşılaşılan sınav kaygısını açıklayan Elibol, “Öğrencilerin yaşadığı çoğu da gerçekçi olmayan beklentilerinin yaşattığı yoğun bunalmışlık hissi, sınav kaygısıdır. Burada önemli nokta gerçekçi olmayan beklentilerdir. Çünkü, kişi olumsuz düşünerek daha fazla kendini yoruyor ve endişesini arttırıyor.” dedi.

Sınav kaygısı belirtileri

Sınav kaygısı belirtilerinin neler olduğunu anlatan Nilüfer Elibol, “Sınav kaygısının iki bileşeni vardır. Birincisi endişe olarak tabir ettiğimiz bilişsel bileşen, burada kişinin değerlendirilmeye tabi tutulduğu durumlar sırasında, öncesinde ve sonrasında oluşan bilişsel tepkilerini ve içsel konuşmalarını kapsıyor. İkinci bileşen de duygusal bileşen, sinir sistemimizin aşırı uyarılması ile oluşan fizyolojik tepkileri içeriyor. Bunlara ek olarak yetersiz çalışma, kaçırma ve erteleme gibi davranışsal belirtiler sayılabilir. Yetersiz çalışma becerileri; bilgi kodlama, bilgi düzenleme ve bilgiyi geri çağırma sorunlarını kapsıyor. Fizyolojik olarak genelde sınav öncesi, sınav sonrası ya da sınavla ilgili düşüncelerde kişiler üzerinde, kaslarda gerilme, kalp atışlarının hızlanma, hızlı nefes alma, tükenmişlik duygusu, kendine olan güvenin azalması, kan basıncında düşme, rengin solması, uyku bozukluğu, iştahsızlık ve aşırı yeme şeklinde gerçekleşebilir. Bu durumlar bazı kişilerde farklı gözlemlenebilir.” dedi.

 

“Öğrencilerin sınav sonucuna değil sürece odaklanması çok önemli.”

Nilüfer Elibol öğrencileri kaygıdan arındırmak için neler yapılması gerektiğini, “Öğrencilerin sınav sonucuna değil sürece odaklanması çok önemli. Nasıl bir sene geçirdiler, artıları, eksileri nelerdi, hangi hataları yüzünden sonuç istedikleri gibi olmadı gibi sorularla süreç kısmını değerlendirsinler. Bu daha gerçekçi bir değerlendirmedir. Yaşadıkları ve kafalarında tasarladıkları olumsuz düşünceleri değerlendirsinler. Öğrenciler asla başkasıyla kıyaslanmamalıdır. Her birey kendine özel bir niteliğe sahiptir. Planlı hareket etsinler. Doğru ve etkili şekilde ders çalışmak çok önemli. Bununla ilgili internette çeşitli sunumlar var. Gerekirse ailelerinden ve öğretmenlerinden psikolojik yardım için talepte bulunabilirler. Dile getirmek bile aslında problemi hafifletmek açısından önemlidir. Bunun yanında motivasyon çok yüksek olmalıdır. Bu bir süreç. Düştükleri zamanlar da olacak. Önemli olan o düştüğü zaman bile nasıl toparlayacağını ve bunu nasıl fırsata çevireceğini vurgulamak. Sınav öncesi beslenmeye de dikkat edilmesi gerekiyor. Özellikle sınavda zorlanmamak adına sınav öncesi biraz da hafif bir kahvaltı şeklinde olabilir.  Doğru nefes alma egzersizleri yapılmalı. Öğrenci kendisine uygun ne varsa mutlaka onları yapmalı. Sınav süreci sadece sonuç odaklı bir şey değil o süre içerisinde kendilerinin de kıymetini bilmeliler.” ifadeleriyle dile getirdi.

 

“Kişinin gerçek bir hastalığı yoksa sınav kaygısı yüzünden oluşan haller sınav sonrası yok olur. Önemli olan sınav sürecinde olup olmadığına bakmak.”

 

“Çocuğun kişiliğini, gerçekten ders çalışmayı sevip sevmediğini ve düşüncelerini göz önünde bulundurmak gerekir.”

Elibol, ailelerin sınav döneminde nasıl davranması gerektiğini, “Kişinin yaşadığı ailede düzene bakmak gerekir. Bazı öğrenciler vardı çok ders çalışır birçok fedakarlık yapar, evet bu çocuk çalışıyor dersiniz, bazılarına bakarsınız o öğrenci 10 dakika ders çalışır ama sağlam çalışır, sonrasında 10-15 dakika dışarıda gezer, kendi hobilerini gerçekleştirir ya da bununla ilgili çatışmada yaşıyor olabilir. Burada önemli olan ailelerin kendi gerçekleri. Çocuğun kişiliğini, gerçekten ders çalışmayı sevip sevmediğini ve düşüncelerini göz önünde bulundurmak gerekir.” diyerek açıkladı.

“Ailelerin çocuklarını vitrinde yetiştirme sorunu var.”

Elibol kendisine yöneltilen ve çağımızda öğrencilerde sıklıkla karşılaşılan, öğrencilerin bilgi suistimali doğru mudur? Bu konuda neler yapmak gerekiyor? sorularına, “Öğrenciler öğretmenlerden ve uzmanlardan duyduklarını kendi lehine olan kısmını dile getiriyorlar. Bir de ailelerin çocuklarını vitrinde yetiştirme sorunu var. Yani en ufak bir şeyde aman çocuğum travma yaşamasın, çocuğum dikkat etsin, onun da başına gelmesin gibi çok koruyucu davranıyorlar. Öğrenciler de bunu kendi lehine çeviriyor.” diyerek cevap verdi.

“Toplum olarak etiketleme yapmayı çok seviyoruz.”

Kişilerin kulaktan dolma ya da internette yazan bilgilerle kendine teşhis koyması konusuna da değinen Elibol, “Toplum olarak etiketleme yapmayı çok seviyoruz. Aslında önemli olan o probleme odaklanmak, çözüm hakkında neler konuşabiliriz, neler yapabiliriz diye düşünmek. İnternette yazılan doğruluğu kesin olmayan bilgilere göre hareket edilmemeli. Oradaki tanılara bakıp ‘evet ben de bu var, ben burada yaşıyorum’ diyorlar. Kişi belki bir kısmını yaşayabilir. Ama kişinin günlük hayatını etkilemiyorsa kişi o problemi yaşamıyordur. Sadece o dönemdedir” dedi..

“Tükenmişlik, kişinin yapması gereken işleri yapamama halidir.”

Elibol özellikle zamane gençlerinde görülen tükenmişliğin ne olduğunu, “Tükenmişlik, kişinin yapması gereken işleri yapamama halidir. İş yerine gidemeyecek durumda olması, kendini çok kötü hissetmesi, enerjisinin düşük olması ve o işi motive hissetmemesi şeklinde gözlemlenebilir. Bunu yaşama hali de kişiye göre değişir. Sınav sürecinde bu durum şu şekilde yaşanır; öğrencinin mesela ders çalışma isteğinde azalma,  sınava girmek istememe, sınavın bir an önce bitmesini ve kurtulmayı isteme, konulara bakmak istememe ve okula gitmek istememe.” ifadeleriyle açıkladı.

“Veliler karne ödüllendirme sürecinde ödülleri çok büyük tutmasın.”

Ebeveynlerin sıklıkla yaptığı ve doğruluğu konusunda çelişkide kaldığı ödüllendirme konusuna da açıklık getiren Medela Life Psikologu Nilüfer Yolver Elibol, “Veliler karne ödüllendirme sürecinde ödülleri çok büyük tutmasın. Çünkü bu ödül için çalışmaya sebep olabiliyor. Bu durumu içselleştirmesi adına küçük hediyeler alınabilir. Sadece başarılı karne için değil başarısız öğrenciye de ufak bir ödüllendirme yapılmalı. Çünkü öğrenciler bir yıl boyunca gece gündüz demeden ders çalıştılar, ağır kitaplar taşıdılar ve uzun bir süreçten geçtiler. Bu nedenle güzel ödülleri hak ediyorlar. Önemli olan abartmamak. Onlar bizim geleceğimizi temsil eden bireyler. Onlara kıymet vermek ve kıymetli olduklarını tekrar tekrar göstermek gerekiyor. Mutluluklarını arttırıcı şeyler yapılabilir.” dedi ve iyi dileklerde bulunarak sözlerine son verdi.

14 Haziran 2019 , Cuma

Siz de yorumlarınızı yazınız

Adınız :
E-Posta :
Mesajınız :
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

Çok Okunan Haberler


İlgininizi Çekebilecek Haberler


Son Yorumlananlar